try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
Let's Learn Turkish
Let's Learn Turkish - Haydi Türkçe Öğrenelim

Sevgilim Ben Şimdi Now Sweetheart

Sevgilim Ben Şimdi Now Sweetheart

Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
''Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz''.
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
O gülün yüzü gülmüyor sensiz
O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
Hepten hüzünlü bu günlerde
Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
Masada tabaklar neşesiz
Koridor ıssız
Banyoda havlular yalnız
Mutfak dersen - derbeder ve pis
Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
Vantilatör soluksuz
Halılar tozlu
Giysilerim gardropda ve şurda burda
Memo'nun oyuncak sepeti uykularda
Mavi gece lambası hevessiz
Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
Radyo desen sessiz
Tabure sandalyalardan çekiniyor
Küçük oda karanlık ve ıssız
Her şey seni bekliyor her şey gelmeni

Umut Hope

Umut Hope

Her nefes alisimda, titreyen su kalbim seni arar,
Hissettigi an seni, kanayan yaralarini kabuk baglar.
Düsler mi gerçek, gerçekler mi bir düs yoksa
Gerçeklesir belki bir gün, bitmesin, düs bile olsa

Uzatsam elimi dukunacakmisim gibi yakinsin
Kelimelerin gücü yetmez anlatmaya gözlerinin güzelligini
Tutamasam da ellerini o kadar yakinken
Ne olur vazgeçme sevdigim , beni sevdigini söylemekten.

Umut kalbinin anahtaridir özgürlüge acilan
Bakarken gecenin karanligina bugulu penceremden
Bir kaç melodi gecer aklimdan,
Gitarıma her vuruşumda , sadece bir ses çıkar,
"Seni seviyorum , içimde hep bir ümit var."

With every breath I take, this trembling heart of mine seeks you,
The moment it feels you, the bleeding wounds scab over.
Are dreams real, or is reality a dream instead,
Maybe it will come true one day, but let it never end even if it is a dream.

You seem so close that if I stretch out my hand I could touch you

Aşk İki Kişiliktir Love Requires Two People

Aşk İki Kişiliktir Love Requires Two People

Değişir rüzgarın yönü,
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi,
Boşuna bir liman arar.
Gülüşü bir yabancının,
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir,
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır,
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır,
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler,

Direction of wind changes
Leaves fade suddenly
Ship loses its way on the sea
looks for a harbor in vain
Laughter of a stranger
has already stolen your lover;
The poison gathered in you
will kill only itself
The only thing experienced alone is death
Love requires two people

Even its a memory did not remain
from lovemaking during nights
The skin I touched thousands times
the poems you can write is thousands year far.

Kapat Gözlerini Close Your Eyes

Kapat Gözlerini Close Your Eyes

Gozlerini kapa, benim o maviliginde saklanan asik,

Ac ki tekrar kavusayim bakislarindaki sevgiye

Ruzgara kosalim beraber gozlerimiz kapali,

Kiralim sonra kapali kapilari ümitsiz olmayalim, olan sadece ikimize olsun..

Sahip oldugum hersey o okyanus mavisi gozlere kurban olsun..

Close your eyes, its me beloved who hides in her blueness,

Open them so that I'll reunite with the love in your glance again,

Let's run to the wind together again, our eyes closed

Let's break then the closed doors,

Let's not be hopeless, let whatever happens, happen to us only,

Everything I own, Let it be sacrificed to those ocean blue eyes...

Her Şey Sende Gizli Everything Depends on You

Her Şey Sende Gizli Everything Depends on You

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın

Kalbimi Sana Verdim I Have Given My Heart to You

Kalbimi Sana Verdim I Have Given My Heart to You

Sabahlari uyandigimda, cöker üstüme bir kýraðý
Buz gibi sensizlik..
Silkinip kalkarim , hayallerimle dolu olan yataðýmdan
Gideceðinden korkarým baþýmý kaldýrýnca yastýðýmdan ,

Kalbim avuçlarýnda sevgilim, onu sana verdim
Hisset diye her atýþýný hayatýmýn..
Kýrmaya çalýþsa da kader , sýmsýký tut
Sýmsýký tut ki, Cenk biraz daha yaþasýn.

When I wake up in the mornings, the frost falls on me
Being without you feels like ice cold
I shake myself and get up from my dream filled bed
I get scared, you will have gone if I take my head off my pillow

My heart is in your palms my love, I have given it to you
So you can feel every single pulse in my life
Though the fate is trying to break it, hold my heart firmly
Hold it tight, so Cenk can live a bit longer

Kusursuz Aşk Perfect Love

Kusursuz Aşk Perfect Love

Artık gitme demeyeceğim, zaten iyice hazırsın bu sefer.
Herşeyi yanında götür; anılarımızı, umutlarımızı, sevgimi
de al belki lâzım olur.
Tek kelime etmesem diyorum, ama etmeliyim, sana bilmediğin
bir şeyden
bahsetmeliyim; kendimden. Evet, onca zaman tanıdığını
sandığın benden.
Hırçın yanımı gördün daha çok, oysa öyle uysal bir
çocukmuşum ki.
Neydi beni zaman zaman hoyrat yapan?
Sanırım, düşünmedin.
Birini ayrı tutsam da renklerin hepsini sevdim, mevsimleri
de.
Aslında çok şey var sevdiğim,
kavgalar ve savaşlar dışında bir de niye olursa olsun
vedalaşma anları,
İsterdim ki uyumlu halimi yaşasaydın daima ama bana hep
vurgun
saatlerinde geldin, ya da sen vurdun.
Uzaklara bakardım uysal çocukluğumda içimde dolmayan derin
boşluğumla,
denizden gelecek bir gemi bekledim durdum,
sonra yıldızlara baktım yıllarca ve sen sandığım bir
yıldıza.
Kadınlar, erkekler, çocuklar ve şehirler tanıdım, çoğunu da
sevdim.

Seni Düşünürüm... I Think of You...

Seni Düşünürüm... I Think of You...

Seni düşünürüm
anamın kokusu gelir burnuma
dünya güzeli anamın.

Binmişin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
fır dönersin eteklerinle saçların uçuşur
bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü.

Sebebi ne
seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
sen böyle uzakken senin sesini duyup
yerimden fırlamamın sebebi ne?

Diz çöküp bakarım ellerine
ellerine dokunmak isterim
dokunamam
arkasındasın camın.
Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
alacakaranlığımda oynadığım dramın.

I think of you
and I feel the scent of my mother
my mother, the most beautiful of all.

You are on the carousel of the festival inside me
you hover around, your skirt and your hair flying
Mere seconds between finding your beautiful face and losing it.

What is the reason,
why do I remember you like a wound on my heart
what is the reason that I hear your voice when you are so far
and I can't help getting up with excitement?

Unutamiyorum I Can't Forget

Unutamiyorum I Can't Forget

Unut demek kolay gel bana sor bir de
Unutamiyorum iste unutamiyorum
Bir sey var suramda beni kahreden
Suramda tam yuregimin ustunde
Cakili duran bir sey var
Elimde degil sokup atamiyorum
Dalip dalip gidiyor gozlerim derinlere
Kimi gorsem biraz sana benziyor
Seni hatirlatiyor su bulut su gokyuzu
Su kayalari doven deniz
Su huzunlu melodi su 'napoliten' sarki
Bir zamanlar beraber dinledigimiz
Boyuna seni dusunuyorum durmadan usanmadan
Simdi diyorum o ne yapiyor acaba
I ask, now i wonder what is she doing?
O guzelim gozleri kime bakiyor
O canim elleri nerde
Oysa gunler o gunler degil
Aksamlar o aksamlar degil
Ve kalan simdi sadece ozlemin gecelerde
Durup durup seni buyutuyorum icimde
Seninle acilar buyutuyorum
Yeni yeni kederler buyutuyorum dayanilmaz
Kirli sular yuruyor iliklerime
Bir zehir karisiyor kanima anliyor musun
Bir daha gorsem seni diyorum bir daha gorsem
Bir gun olsun bir dakika olsun

Seninim I Am Yours

Seninim I Am Yours

Gun isigi düssün üstüne her sabah

Karanlık gecenin pusunu alsin üzerinden

Hersabah gibi bu sabah ta seni seviyor olacagım

Acinca gözlerini, gorecek gözlerin gözlerimi, sana bakıyor olacagim

Hani bana diyorsun ya "benimsin"

Senin olmak gerek, sensiz bir ben olmayacak ki zaten.....

May the daylight fall upon you every morning

Let it take the dark night's haze off of you

As every morning, I will be loving you this morning too

When you open your eyes they will see my eyes I will be looking at you

And you'll be telling me "you're mine"

I have to be yours, as there won't exist a me without you anyway...

Seni Seviyorum I Love You

Seni Seviyorum I Love You

Seni seviyorum
çağladıkça coşan su
estikçe dellenen rüzgar
ekildikçe anaçlaşan toprak
öğütler bunu bana

seni severken
türküden türküye geçer ırmak
toprak yaz yağmurlarıyla oyanşır
öğle tozlarıyla dolanır rüzgar ufku
adınla uyarırlar beni

seni seviyorum
bağda çillenen salkım
dalda allanan meyva
öttükçe kendini tüketen kabakçı kuşu
öğütler bunu bana

seni severken
yaz güneşi şehvete boğar bahçeyi
kükürt adetleriyle solar bağ yaprakları
ballı incirde yaşar -bin bir cilveli- aşklarını,
turunç gerdanlı kuşlar.
haberler getirir sağdıçlarım
gül kurusu mektuplar

seni seviyorum
hayra yorulan düşler
ceviz sandıkta bekarlığının gül suları
taş yastıklarda zümrütüanka kuşları
öğütler bunu bana

I love you
water, which gets excited as it splashes
wind, which gets mad as it blows
earth, which gets mature as it is sown
tells this to me

while i love you

Ben Sana Mecburum You Are A Must For Me

Ben Sana Mecburum You Are A Must For Me

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Seviyorum Seni I Love You

Seviyorum Seni I Love You

Seviyorum seni
ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
neyin nesi belirsiz
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
denizi ilk defa uçakla geçer gibi
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
içimde kımıldayan birşeyler gibi
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

I love you
like dipping bread into salt and eating
Like waking up at night with high fever
and drinking water, with the tap in my mouth
Like unwrapping the heavy box from the postman
with no clue what it is
fluttering, happy, doubtful
I love you
like flying over the sea in a plane for the first time
Like something moves inside me
when it gets dark softly in Istanbul
I love you
Like thanking God that we live.

Seni Düşünmek Thinking of You

Seni Düşünmek Thinking of You

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.

Thinking of you is pretty, hopeful,
It is like listening to the most beautiful song
From the most beautiful voice on earth...
But hope is not enough for me any more,
I don't want to listen to songs any more,
I want to sing.

Özledim Seni... Missed You...

Özledim Seni... Missed You...

özledim seni...
ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda

İçeriği paylaş